Özel ÇELİK
Köşe Yazarı
Özel ÇELİK
 

Siyasetin Kıyaslama Dili ve Komşuluk Hukuku

  Son günlerde Düzce ile Bolu arasında yaşanan turizm derecelendirmesi tartışması, yerel siyasette sıklıkla başvurulan "kıyaslama" ve "gündem oluşturma" stratejilerini yeniden önümüze koydu. Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü’nün kentin turizmdeki gelişimini açıklarken Kültür ve Turizm Bakanlığı verileri üzerinden Bolu’yu örnek göstermesi, ilk bakışta istatistiki bir başarı sunumu gibi durabilir. Ancak metnin arka planı ve Özlü’nün siyasal iletişim tarzı incelendiğinde durumun yalnızca rakamlardan ibaret olmadığını görmek mümkün.   Dr. Faruk Özlü’nün daha önce Bolu Dağı ismi üzerinden başlattığı tartışmada olduğu gibi, rekabetçi ve dikkat çekici bir iletişim dilini tercih ettiği bilinen bir gerçek. Komşu kent üzerinden yapılan bu son çıkış da iki farklı açıdan okunabilir. İlk boyut, medya ve kamuoyunda gündemde kalma, tıklanma ve etkileşim alma hevesi olarak değerlendirilebilir. İkinci ve daha derin siyasal boyut ise Bolu’nun iktidar partisinden muhalefet yönetimine geçmesiyle şekillenen yerel siyaset atmosferine dayanıyor. Özlü’nün bu karşılaştırması, örtük bir biçimde iktidar çizgisinden ayrılan kentlerin kalkınma ve merkezi destek süreçlerinde duraksayacağı, iktidar belediyeciliğinin ise kazanım getireceği mesajını Bolu kamuoyuna sezdirme çabası olarak da nitelendirilebilir.   Buna karşın, Bolu Ultras isimli taraftar platformunun yaptığı paylaşım, soyut idari derecelendirmelerin ötesinde meselenin insani ve toplumsal tabanını ortaya koyuyor. "Bolu ve Düzce kardeş şehirlerdir, insanları iç içedir" vurgusu, yerel idarecilerin ve siyasetçilerin gözden kaçırmaması gereken yalın bir gerçeği hatırlatıyor. Spor, kültür ve günlük yaşam temelinde etle tırnak gibi bütünleşmiş iki kentin halkı arasına yapay rekabet sınırları çekmek veya kentsel başarıyı diğerinin yetersizliği üzerinden tanımlamak kapsayıcı bir yaklaşım değildir.   AK Parti Düzce İl Başkanı Hasan Şengüloğlu’nun gerilimi yatıştırmaya yönelik, "Meselemiz Bolu değil, Düzce’dir" açıklaması bürokratik dilde bir dengeleme sağlasa da asıl olan anlayış değişikliğidir. Kentlere hizmet etmek, parti siyasetinin ve geçici gündem çıkışlarının üzerinde tutulması gereken kamu sorumluluğudur. Şehirlerin gelişimi, komşularını geride bırakmakla değil; bölgesel kalkınma vizyonuyla, ortak projelerle ve şehirlerarası dayanışmayla ölçülür. Yapay kutuplaşmalar yerine siyaset üstü bir hizmet dilinin hakim olması, hem Düzce’nin hem de Bolu’nun yararına olacaktır.  
Ekleme Tarihi: 31 Ağustos 2026 -Pazartesi

Siyasetin Kıyaslama Dili ve Komşuluk Hukuku

 
Son günlerde Düzce ile Bolu arasında yaşanan turizm derecelendirmesi tartışması, yerel siyasette sıklıkla başvurulan "kıyaslama" ve "gündem oluşturma" stratejilerini yeniden önümüze koydu. Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü’nün kentin turizmdeki gelişimini açıklarken Kültür ve Turizm Bakanlığı verileri üzerinden Bolu’yu örnek göstermesi, ilk bakışta istatistiki bir başarı sunumu gibi durabilir. Ancak metnin arka planı ve Özlü’nün siyasal iletişim tarzı incelendiğinde durumun yalnızca rakamlardan ibaret olmadığını görmek mümkün.

 

Dr. Faruk Özlü’nün daha önce Bolu Dağı ismi üzerinden başlattığı tartışmada olduğu gibi, rekabetçi ve dikkat çekici bir iletişim dilini tercih ettiği bilinen bir gerçek. Komşu kent üzerinden yapılan bu son çıkış da iki farklı açıdan okunabilir. İlk boyut, medya ve kamuoyunda gündemde kalma, tıklanma ve etkileşim alma hevesi olarak değerlendirilebilir. İkinci ve daha derin siyasal boyut ise Bolu’nun iktidar partisinden muhalefet yönetimine geçmesiyle şekillenen yerel siyaset atmosferine dayanıyor. Özlü’nün bu karşılaştırması, örtük bir biçimde iktidar çizgisinden ayrılan kentlerin kalkınma ve merkezi destek süreçlerinde duraksayacağı, iktidar belediyeciliğinin ise kazanım getireceği mesajını Bolu kamuoyuna sezdirme çabası olarak da nitelendirilebilir.

 

Buna karşın, Bolu Ultras isimli taraftar platformunun yaptığı paylaşım, soyut idari derecelendirmelerin ötesinde meselenin insani ve toplumsal tabanını ortaya koyuyor. "Bolu ve Düzce kardeş şehirlerdir, insanları iç içedir" vurgusu, yerel idarecilerin ve siyasetçilerin gözden kaçırmaması gereken yalın bir gerçeği hatırlatıyor. Spor, kültür ve günlük yaşam temelinde etle tırnak gibi bütünleşmiş iki kentin halkı arasına yapay rekabet sınırları çekmek veya kentsel başarıyı diğerinin yetersizliği üzerinden tanımlamak kapsayıcı bir yaklaşım değildir.

 

AK Parti Düzce İl Başkanı Hasan Şengüloğlu’nun gerilimi yatıştırmaya yönelik, "Meselemiz Bolu değil, Düzce’dir" açıklaması bürokratik dilde bir dengeleme sağlasa da asıl olan anlayış değişikliğidir. Kentlere hizmet etmek, parti siyasetinin ve geçici gündem çıkışlarının üzerinde tutulması gereken kamu sorumluluğudur. Şehirlerin gelişimi, komşularını geride bırakmakla değil; bölgesel kalkınma vizyonuyla, ortak projelerle ve şehirlerarası dayanışmayla ölçülür. Yapay kutuplaşmalar yerine siyaset üstü bir hizmet dilinin hakim olması, hem Düzce’nin hem de Bolu’nun yararına olacaktır.
 
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve duzcemeydan.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.