Özel ÇELİK
Köşe Yazarı
Özel ÇELİK
 

Sadece Resmi İlan Almak Gazetecilik Sayılabilir mi ?

  Düzce’de son günlerde gazetecilik mesleği ve "medya" kavramı üzerine yürütülen tartışmaları izliyoruz. Ancak mesleğin tanımını ve sınırlarını yalnızca Basın İlan Kurumu’ndan (BİK) resmi ilan alan ya da basılı yayın yapan kuruluşlarla sınırlandırmak; ne hukuki ne tarihi ne de fiili gerçeklerle bağdaşmıyor.   Bakınız, Basın İlan Kurumu 9 Ocak 1961’de resmi ilan ve reklamların fikir ve görüş farkı gözetilmeksizin adaletli bir şekilde dağıtılmasını sağlamak, basın sektörünün ekonomik gelişimini desteklemek ve yayınları denetlemek amacıyla kurulmuş bir kamu kuruluşudur. Dolayısıyla BİK listelerinde yer almak, bir yayın organının "gazeteci" sayılmasının tek kıstası değil; kamu fonlarından ve resmi ilanlardan pay alabilmesinin yetki şartıdır.   Dijital Dönüşüm ve Değişen Haber Alma Alışkanlıkları   Dünyaya baktığımızda, pek çok köklü gazetenin basılı yayınlarını sonlandırıp faaliyetlerini tamamen dijital ortama taşıdığını görüyoruz. Bu durum sadece ekonomik zorluklardan değil, okuma alışkanlıklarımızın köklü bir şekilde değişmesinden kaynaklanıyor. Günümüzde haber alma süreçleri yeni bir düzene evrildi. Karasal yayınların yerini uydulara bırakmasını beklerken, tüm yayın organları doğrudan internet mecrasına taşındı. Artık uzun metinler veya blok yayınlar yerine, daha dinamik ve kısa içerikler ön plana çıkıyor.   Bu küresel gerçekliğe rağmen; internet üzerinden telifli ve özgün içerik üreten gazetecileri yok sayan, BİK’ten ilan almayan yayınları değersizleştiren bu üstenci tutum, açıkçası gazetecilik meslek ilkelerini ve çağdaş yayıncılık dinamiklerini kavrayamamanın bir göstergesidir.   BİK İlanları Üzerinden Kurulan Ayrımcılık ve Örtülü Sansür   Diğer taraftan, Basın İlan Kurumu’nun basılı gazetelerin yüksek baskı maliyetlerini devlet kaynaklarıyla desteklemesi, zaten büyük sermayeli yayınları daha da büyütürken ilan alamayan ya da dijitalde bağımsız yayın yapan gazeteleri tamamen yok sayması bir ayrıcalıktan ibarettir. Kamu kaynaklarının adil dağıtılmaması bir yana, bu durum yerel basının bağımsızlaşmasını zorlaştıran bir örtülü sansür aracına dönüşmektedir.   Gazeteciliği sadece BİK’ten ilan alan platformlarla sınırlandırmak, en başta halkın haber alma özgürlüğüne vurulan ağır bir darbedir. Eğer bu sığ yaklaşımı kabul edersek; Cumhuriyet’in ilk yıllarında resmi ilan mekanizması olmaksızın halkı bilgilendiren, milli mücadeleye yön veren Cumhuriyet, Hakimiyet-i Milliye, İkdam, Vatan ve Tan gibi tarihi gazeteleri de "gazete" saymamak gibi büyük bir mantık hatasına düşmüş oluruz.   Sektorün Gerçek Sorunu: Liyakat ve Denetim Eksikliği   Şimdi eğri oturup doğru konuşalım. Bugün bir eczacının eczane açabilmesi için Eczacılık Fakültesi mezunu olması ve Eczacılar Odası’ndan onay alması şart. Bir avukatın mesleğini icra edebilmesi için Hukuk Fakültesi’ni bitirip barodan ruhsat alması gerekiyor. Hatta bir emlakçı dükkanı açmak veya oto galeri işletmek için dahi MYK belgesi ve yetki şartı aranırken; halkın haber alma hakkını doğrudan etkileyen gazeteciliğin adeta bir "yol geçen hanı" haline gelmiş olması elbette en sert şekilde eleştirilmeli ve üzerine gidilmelidir.   Ancak mesleğin itibar kaybına uğramasına yol açan asıl mesele, yayın yapılan mecra değildir. Asıl sorun; herhangi bir mesleki eğitim şartı aranmadan, en temel ilkelere bakılmadan ve hatta basit bir adli sicil kaydı dahi sorgulanmadan dileyen herkesin sektöre adım atabiliyor olmasıdır.   Asıl Eleştirilmesi Gereken: Kayıtsız ve Sorumsuz Yapılar   Eğer bir eleştiri yapacaksak, hedefimiz 5187 ve 7418 sayılı kanunlar kapsamında vergi levhasını almış, Cumhuriyet Başsavcılığı’na mevkute beyannamesini vermiş, künye ve arşiv yükümlülüklerini yerine getiren meşru dijital yayınlar olamaz, olmamalıdır. Eleştirilmesi gereken; hiçbir hukuki sorumluluğu, vergi kaydı veya mevkute belgesi bulunmadan yalnızca kişisel sosyal medya hesapları üzerinden "gazetecilik" adı altında faaliyet gösteren kontrolsüz yapılardır. Sosyal medya platformları, doğası gereği kanuni süreli yayın statüsünde olmadığından, her sosyal medya hesabını bir medya kuruluşu olarak kabul etmek günümüz yasalarında mümkün değildir. Tıpkı internet haber sitelerinde olduğu gibi, bu alan için de kanuni bir düzenleme yapılması şarttır ve kaçınılmazdır.   Gazeteciliğin asli görevi; kamu yararını gözetmek, gerçeği nesnel bir şekilde halka ulaştırmak ve dördüncü kuvvet olarak denetim rolünü üstlenmektir. Mesleğin itibarını korumak, yasalara uygun hareket eden meşru basını BİK ilanı üzerinden ayrıştırmakla değil; kayıtsız, ilkesiz ve liyakatsiz yayıncılıkla mücadele ederek mümkündür.
Ekleme Tarihi: 28 Eylül 2026 -Pazartesi

Sadece Resmi İlan Almak Gazetecilik Sayılabilir mi ?

 
Düzce’de son günlerde gazetecilik mesleği ve "medya" kavramı üzerine yürütülen tartışmaları izliyoruz. Ancak mesleğin tanımını ve sınırlarını yalnızca Basın İlan Kurumu’ndan (BİK) resmi ilan alan ya da basılı yayın yapan kuruluşlarla sınırlandırmak; ne hukuki ne tarihi ne de fiili gerçeklerle bağdaşmıyor.

 

Bakınız, Basın İlan Kurumu 9 Ocak 1961’de resmi ilan ve reklamların fikir ve görüş farkı gözetilmeksizin adaletli bir şekilde dağıtılmasını sağlamak, basın sektörünün ekonomik gelişimini desteklemek ve yayınları denetlemek amacıyla kurulmuş bir kamu kuruluşudur. Dolayısıyla BİK listelerinde yer almak, bir yayın organının "gazeteci" sayılmasının tek kıstası değil; kamu fonlarından ve resmi ilanlardan pay alabilmesinin yetki şartıdır.

 

Dijital Dönüşüm ve Değişen Haber Alma Alışkanlıkları

 

Dünyaya baktığımızda, pek çok köklü gazetenin basılı yayınlarını sonlandırıp faaliyetlerini tamamen dijital ortama taşıdığını görüyoruz. Bu durum sadece ekonomik zorluklardan değil, okuma alışkanlıklarımızın köklü bir şekilde değişmesinden kaynaklanıyor. Günümüzde haber alma süreçleri yeni bir düzene evrildi. Karasal yayınların yerini uydulara bırakmasını beklerken, tüm yayın organları doğrudan internet mecrasına taşındı. Artık uzun metinler veya blok yayınlar yerine, daha dinamik ve kısa içerikler ön plana çıkıyor.

 

Bu küresel gerçekliğe rağmen; internet üzerinden telifli ve özgün içerik üreten gazetecileri yok sayan, BİK’ten ilan almayan yayınları değersizleştiren bu üstenci tutum, açıkçası gazetecilik meslek ilkelerini ve çağdaş yayıncılık dinamiklerini kavrayamamanın bir göstergesidir.

 

BİK İlanları Üzerinden Kurulan Ayrımcılık ve Örtülü Sansür

 

Diğer taraftan, Basın İlan Kurumu’nun basılı gazetelerin yüksek baskı maliyetlerini devlet kaynaklarıyla desteklemesi, zaten büyük sermayeli yayınları daha da büyütürken ilan alamayan ya da dijitalde bağımsız yayın yapan gazeteleri tamamen yok sayması bir ayrıcalıktan ibarettir. Kamu kaynaklarının adil dağıtılmaması bir yana, bu durum yerel basının bağımsızlaşmasını zorlaştıran bir örtülü sansür aracına dönüşmektedir.

 

Gazeteciliği sadece BİK’ten ilan alan platformlarla sınırlandırmak, en başta halkın haber alma özgürlüğüne vurulan ağır bir darbedir. Eğer bu sığ yaklaşımı kabul edersek; Cumhuriyet’in ilk yıllarında resmi ilan mekanizması olmaksızın halkı bilgilendiren, milli mücadeleye yön veren Cumhuriyet, Hakimiyet-i Milliye, İkdam, Vatan ve Tan gibi tarihi gazeteleri de "gazete" saymamak gibi büyük bir mantık hatasına düşmüş oluruz.

 

Sektorün Gerçek Sorunu: Liyakat ve Denetim Eksikliği

 

Şimdi eğri oturup doğru konuşalım. Bugün bir eczacının eczane açabilmesi için Eczacılık Fakültesi mezunu olması ve Eczacılar Odası’ndan onay alması şart. Bir avukatın mesleğini icra edebilmesi için Hukuk Fakültesi’ni bitirip barodan ruhsat alması gerekiyor. Hatta bir emlakçı dükkanı açmak veya oto galeri işletmek için dahi MYK belgesi ve yetki şartı aranırken; halkın haber alma hakkını doğrudan etkileyen gazeteciliğin adeta bir "yol geçen hanı" haline gelmiş olması elbette en sert şekilde eleştirilmeli ve üzerine gidilmelidir.

 

Ancak mesleğin itibar kaybına uğramasına yol açan asıl mesele, yayın yapılan mecra değildir. Asıl sorun; herhangi bir mesleki eğitim şartı aranmadan, en temel ilkelere bakılmadan ve hatta basit bir adli sicil kaydı dahi sorgulanmadan dileyen herkesin sektöre adım atabiliyor olmasıdır.

 

Asıl Eleştirilmesi Gereken: Kayıtsız ve Sorumsuz Yapılar

 

Eğer bir eleştiri yapacaksak, hedefimiz 5187 ve 7418 sayılı kanunlar kapsamında vergi levhasını almış, Cumhuriyet Başsavcılığı’na mevkute beyannamesini vermiş, künye ve arşiv yükümlülüklerini yerine getiren meşru dijital yayınlar olamaz, olmamalıdır. Eleştirilmesi gereken; hiçbir hukuki sorumluluğu, vergi kaydı veya mevkute belgesi bulunmadan yalnızca kişisel sosyal medya hesapları üzerinden "gazetecilik" adı altında faaliyet gösteren kontrolsüz yapılardır. Sosyal medya platformları, doğası gereği kanuni süreli yayın statüsünde olmadığından, her sosyal medya hesabını bir medya kuruluşu olarak kabul etmek günümüz yasalarında mümkün değildir. Tıpkı internet haber sitelerinde olduğu gibi, bu alan için de kanuni bir düzenleme yapılması şarttır ve kaçınılmazdır.

 

Gazeteciliğin asli görevi; kamu yararını gözetmek, gerçeği nesnel bir şekilde halka ulaştırmak ve dördüncü kuvvet olarak denetim rolünü üstlenmektir. Mesleğin itibarını korumak, yasalara uygun hareket eden meşru basını BİK ilanı üzerinden ayrıştırmakla değil; kayıtsız, ilkesiz ve liyakatsiz yayıncılıkla mücadele ederek mümkündür.
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (1)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve duzcemeydan.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
F Sönmez
(28.09.2026 14:33 - #170)
Doğru tespitler. Aynen katılıyorum. Bu iş ta yukardan bozuldu.Parası olan basın kuruluşlarını satın aldı. Yandaş basın deyimi de böyle çıktı. Yerelde de statü ve güç aracı haline geldi. Bir bakıyorsun vali belediye başkanı vs bunların etkinliğinde boy gösteriyor. Peki bunlar sizin belirttiğiniz değer ölçülerini benimsiyor mu. Hayır. Değersize değer veren de değersizleşir. Sistem bozuk.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve duzcemeydan.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.