3 yıldır İzmir’de yaşıyorum.
Gazeteci kimliğimin etkisiyle, sokaklarına, insanlarına; kentin kültürüne daha derinden bakabiliyorum.
İzmir’de sizi ilk karşılayan, insanların gözlerindeki ‘ışıltıdır’. Gözlerinize bakar ve sizi gülümseyerek selamlar.
***
Bostanlı sahiline sık giderim.
Gençleri görüyorum, gitar çalıp şarkı söylüyorlar.
Az ötede yaşıtlarımı görüyorum, saz çalıp türkülerden bir demet sunuyorlar.
Çocuklar ‘can dostlarıyla’ oynuyorlar.
Martılar vereceğiniz bir simit için elinize bakıyor.
Kargalar da güvercinler de masanızda, hemen yanı başınızda vereceğiniz kırıntılar kadar yakınlar.
Yürüyüş parkuru, bisiklet parkuru yan yana. Tenis kortunda her yaştan insanlar spor yapıyor.
Kitaplarımı hep buradaki sahilde okuyorum.
Ya sabah kahvaltısı ya da akşam yemeği için, dostlarla bir arada masaları birleştiriyoruz.
‘7’den 70’e herkes’ bu sahilde anlamını buluyor.
İster Düzceli ol, ister Sivaslı, Konyalı, Erzurumlu… 81’ilden hüviyetler İzmirli kimliği ile buluşuyor. Herkes birbirine İzmirli gibi bakıyor.
O kimlik, çağdaş yaşama biçimidir.
Cumhuriyet’tir.
Atatürk’tür.
***
Bir kişi ‘herkes’ değildir.
Cemil Tugay’ın da AKP’ nin de anlamadığı budur.
