“Mesele aynı zamanda insanı, toplumu, aileyi, bireyi, devleti aynı anda adaletle, hakkaniyetle yönetmek ve milletin emanetini, milletin parasını, milletin kuruşunu millet namına kullanmak. İşte biz de tam olarak bunu yapıyoruz.”
Başörtülü… Dini bütün; anlı secdeye değiyor.
Tek Millet, Tek Bayrak, Tek Vatan, Tek Devlet derken…
TEK’ mili birden malı götürdüler.
‘Milletin parasını, kuruşunu, milletin namına kullanmak derken’ PUSULA’yı şaşırıp kendi namlarına kullandılar.
Tabii ki hiç de utanmadılar!
***
Bir lokma, bir hırka dediler.
Sen de şükrederken,
Harun gibi geldiler, karun’u bile solladılar.
Tabii ki hiç de utanmadılar!
***
Din’e pek hürmet ederler ya…
Her Cuma bir ayet sallarlar, Bakara, makara.
Tabii ki hiç de utanmadılar!
***
Dini, imanı para bellemişler.
Faiz haram derler.
Türkiye Diyanet Vakfı’nın parasını ‘fon’a aktarırlar.
Tabii ki hiç utanmadılar!
***
Adı da pek Zengin.
Fatma Betül Sayan Kaya.
Sen ismini söyleyene kadar o çoktan KAY’DI.
***
Hesap sorulacakmış… İnandın değil mi?
Eski defterleri karıştırmaya gerek yok… Son iki vaka’yı aktaralım.
Biri Ruhsar Pekcan. Ticaret eski Bakanı.
Önce kendi şirketiyle kendi bakanlığından ihale.
Sonrasında da kocasının şirketinden bakanlığına dezenfektan satışı.
Görevinden affını istedi. Affettik!
***
Diğeri Zehra Taşkesenlioğlu… AKP’li milletvekili. Bu da başörtülü.
Hakkında 213 suç duyurusu yapıldı.
Afrika’da madenler, 180 milyon dolar nakit birikim, İngiltere’de bir çiftlik, piyasa değeri 82 milyon lira olan lüks bir yat, 100’e yakın taşınmaz, AVM ortaklıkları, 2,5 kilo altın.
Milletvekili olduğu için dokunulmazlık nedeniyle işleme konmadı.
Dokunulmazlığı kalktı.
İfadesi bile alınmadan “kovuşturmaya yer olmadığına” karar verildi.
***
Bir lokma, bir hırka ha!
Tabii ki hiç utanmazlar!
